Teknolojik Bilgiler
Anasayfa » Aktüel » Başkanlık Sistemi ve Türkiye’de Uygulanabilirliği

Başkanlık Sistemi ve Türkiye’de Uygulanabilirliği

Son günlerin en sıcak gündemi hiç şüphesiz başkanlık sistemi ve bu konuyla ilgili tartışmalar. Aslında tartışılan konu da sistemin neler getirip götüreceği değil de Tayyip Erdoğan’ın seçilip-seçilemeyeceği, eğer seçilirse ülkeyi tek adam yönetimine götürüp-götürmeyeceği. Çünkü destekleyenler de eleştirenler de çok iyi biliyor ki bu konunun gündeme gelmesinin en büyük sebebi Başbakan için halihazırda bir çıkış kapısı olarak görülmesi. Biz de bu yazımızda başkanlık sistemi nedir sorusunun cevabını vermeye çalışacak, sistemin Türkiye’ye uygulanabilirliğini tartışacağız.

Başkanlık sistemi derken çoğunlukla kastedilen Amerikan yönetim modeli. Halk tarafından seçilen bir başkan ve onun seçtiği (seçime birlikte girdiği) bir başkan yardımcısının yürütme erkini oluşturduğu sistemde, yasamanın oldukça güçlü bir pozisyonu bulunuyor. Her ne kadar güçlü yasama yapısının, başkanlık sistemi ile değil dar bölge seçim sistemi ile alakası olsa da maalesef siyasilerimiz tarafından ısrarla başkanlık sisteminin bir fazileti olarak güçlü meclis yapısı dillendiriliyor. Anlaşılan o ki şu an uyguladığımız geniş bölgeye dayalı ve tamamen parti başkanlarının iradesiyle şekillenen seçim sisteminin değişmesi için parlamenter sistemin feda edilmesi bekleniyor.

Neyse, biz yine örnek olarak aldığımız ABD’ye dönelim. Bu ülkede başkanlar 4 yılda bir seçiliyor. Aslında pek çok başkan adayının yarışabildiği seçimler iki büyük parti arasında geçiyor. Seçimin en önemli ayaklarından birisi de başkan adaylığı seçimleri. Tüm eyaletlerde genelde tüm parti üyelerinin katılabildiği ön seçimlerle belirlenen başkan adayları başkanlık seçiminin demokratik ruhunun teminatı oluyor. Yasamanın seçim sistemi sayesinde Türkiye’nin aksine son derece itibarlı olduğu ABD modelinde kanunlar ve üst düzey atamalar (büyükelçi, müsteşar vs.) kongrenin onayına bağlı. Bu da başkanların kanunlarda ve atamalarda bizde olduğu gibi “Bitirin!” talimatı vermesine engel bir durum. Bu memlekette başkanların istedikleri kanunların çıkması için kendi partileri de dahil olmak üzere senatör ve temsilciler meclisi üyelereini ikna etmek zorunda. Evet yanlış duymadınız kendi parti üyelerini bile ikna etmek durumunda kalıyor ABD başkanları, bunun son örneklerinden birini ise meşhur “Sağlık Reformu” yasasında Obama yaşamıştı. Anlayacağınız o ki “parti içi disiplin” denen kavrama Atlantik ötesinde pek de itibar edilmiyor.

Gelelim yargıya, ABD’de yargı federal sistemin de etkisiyle son derece dağıtık ve adem-i merkeziyetçi bir yapıya sahip. Federal yargıç ve savcılar genelde başkanlar tarafından atansa da yerelde yargıç ve savcıları halk veya eyalet meclisleri seçiyor. Bu da haliyle başkanın yargı üzerindeki etkisini kıran bir uygulama.

Gelelim ABD’deki sistemin Türkiye’de uygulanabilirliğine. Türkiye, kişiye özel kanunlardan çok çekti ve hala da bu alışkanlığını bırakabilmiş değil. Medeni kanunu, ceza kanununu, yargı yapısını hepsini bir yerlerden ithal ettik, şimdi de ikbal hırsı uğruna enine boyuna tartışılmadan yönetim modelinde değişikliğe gidilmeye çalışılıyor. Bunun da gerekçesi parlamenter sistemin yeterince güçlü olmamasıyla ilişkilendiriliyor. Benim de bundan daha güçlüsü can sağlığı diyesim geliyor!

Bir yorum

  1. geçtiğimiz ıo yılda -beğenirsiniz veya beğenmezsiniz-ülkemiz, her alanda çok hızlı hareket eden ve aldığı kararları hızlı bir şekilde uygulayan bir ülke olmuştur.bunu sağlayan da tek ve güçlü bir iktidarın varlığıdır.Ama ne yazıkki ülkemizde güçlü hükümetler çok sık iktidara gelemiyor.Bu yüzden başkanlık sistemi ülkemizin gelişmesi için gerekli bir sistemdir.Daha güçlü iktidar daha güçlü hizmet..

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Belirtilen yerler zorunludur *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

En Üste Kaydır