Teknolojik Bilgiler
Anasayfa » Eğitim » Ermeni Tehciri veya Soykırımı Nedir – Ermeni Soykırımı Var Mı

Ermeni Tehciri veya Soykırımı Nedir – Ermeni Soykırımı Var Mı

Tarihte en çok tartışılan konulardan birisi de hiç şüphesiz ermeni soykırımının varlığı eğer varsa mahiyeti. Bakmayın tartışılıyor dediğimize biz Türklere göre tartışılsa dünyanın geri kalanı için artık Ermeni Soykırımı tartışılabilir bir konu değil. Hatta bu meseleye şüpheyle yaklaşanlara akademik ve osyal hayatta “inkarcı” yakıştırmsaı yapılıyor artık. Bu yazımızı güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyecek olan ve ermeni meselesi, ermeni sorunu gibi adlarla da tanımlanan bu kavrama ayıralım istedik ve ermeni soykırımı nedir ve ne demek, ermeni soykırımı var mı gibi sorulara cevap vermeye çalıştık.

Ermeni Soykırımı Nedir – Ermeni Meselesi, Tehciri, Sorunu

Ermeniler Osmanlı’da uzun süre Millet-i Sadıka adıyla bilinmiş genelde sanat ve ilimle uğraşan eğitimli bir topluluktu. 1800’lerin ortasına kadar kendi halinde yaşamaya devam eden bu topluluk Fransız İhtilali’nini etkisiyle Ermeniler arasında ayrılıkçı fikirlerin yaygınlaşması ve Avrupa’ya giden Ermenilerin bu fikirlerin ideolojik öncülüğünü yapması üzerine Yunanlılar gibi ayrılma konusunda niyetlerini belli ettiler. Bunu farkeden Osmanlı Devleti, özellikle 2. Abdulhamit devrinde Ermeniler üzerindeki baskılarını yoğunlaştırdı. Bölgede yaşayan diğer bir halk olan Kürtlerde oluşan ve adını 2. Abdulhamit’ten alarak Hamidiye Alayları olarak bilinen silahlı paramiliter güçler zengin ve çoğunluk olmayan Ermeniler üzerinde sistemli baskıya başladılar. Ermenilerin çoğunluk olduğu bölgelerde ise iskan politikası izlenmeye çalışıldı.  Bu baskının sonucu olarak 1894-1896 yıllarında Hamidiye Katliamı olarak bilinen olaylar meydana geldi.

ermeni tehciri haritasi

Ermeni Tehciri Haritası

Bu baskılar 1908 yılında Jön Türkler’in iktidara gelmesiyle son buldu. İktidarı eline alan İttihad ve Terakki Partisi için de aralarında Ermenilerin de bulunduğu pek çok gayrimüslim unsur bulunmaktaydı ve Ermeniler yeni iktidarı sevinçle karşıladılar. Ne yazık ki Ermenilerin aleyhine ibrenin döndüğü yer Balkan Savaşları oldu. 1912 yılında başlayan Balkan Savaşları’nda avrupa’daki topraklarının büyük bir kısmını kaybeden Osmanlı Devleti’nin yaşadığı travma ve Balkanlardan göç eden muhacirlerin Ermenilerin yoğun olduğu bölgelere yerleştirilmesi Ermeniler üzerindeki baskıyı daha da artırmış oldu. BalkanSavaşları’ndaki yenilgiden cesaret alan Ermeniler Van ve Adana gibi bölgelerde ayaklanma provalarında bulundularsa da kolluk kuvvetleri bu kalkışmaları kanlı bir biçimde bastırdılar.

1. Dünya Savaşı’na Osmanlı’nın girmesi o zamanın yöneticileri olan Dahiliye Nazırı (İçişleri Bakanı) Talat Paşa, Harbiye Nazırı (Savaş Bakanı) Enver Paşa ve diğer İttihat ve Terakki yöneticilerini cephe gerisine ne gibi önlemler alınabileceği hususunda düşünmeye sevk etti. Ermenilerin özelikle Doğu Anadolu bölgesinde müslüman halkla yaşadığı sorunların da katkıısyla Türk kaynaklarının “tehcir”, Ermeni kaynaklarının ise “soykırım” olarak adlandırdığı olaylar başladı. Bu olayların başlangıcı olarak Ermeniler tarafından “Kara Pazar” olarak adlandırılan İstanbul’da bulunan 250 Ermeni aydın ve entelektüelin tutuklanması gösterilir. Talat Paşa imzasıyla çıkan 1915 tarihli “Tehcir Yasası” ile İstanbul ve İzmir dışındaki illerde bulunan Ermeniler Suriye’de bulunan Deir El Zor bölgesine çoğu yürüyerek göç ettirildi. Yanlarına taşıyabilecekleri kadae eşya almalarına izin verilirken, gayri menkulleri üzerinden kendilerine herhangi bir ücret ödenmeksizin yerel halka bırakıldı. Bir çok Ermeni yolda hastalanarak veya açlık gibi sebeplerden ölürken, kalan pek çoğu da bölgedeki eşkiya ve yerel halkın saldırısına maruz kaldılar. Tehcirde İttihat ve Terakki’nin önde egelen simaları olan Bahattin Şakir ve Doktor Nazım ve diğer Teşkilat-ı Mahsusa ajanları yerel halkı örgütlemede oldukça etkili olmuşlardır.

Ermeni Soykırımı Var Mı


Dünya üzerinde pek çok tarihçi soykırımın bir vakıa olduğunu ifade etmektedir. Türkiye’nin de imzaladığı 1948 tarihli Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi”nin tarifine göre,

Ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu, kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla işlenen aşağıdaki fiillerden her hangi biri, soykırım suçunu oluşturur. Bu suçlar içinde;

  • Gruba mensup olanların öldürülmesi;
  • Grubun mensuplarına ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verilmesi;
  • Grubun bütünüyle veya kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak, yaşam şartlarını kasten değiştirmek;
  • Grup içinde doğumları engellemek amacıyla tedbirler almak;
  • Gruba mensup çocukları zorla bir başka gruba nakletmek bulunmaktadır.
Tanımdan da anlaşılabileceği gibi adına Ermeni Sorunu, Tehciri, Meselesi veya Soykırımı diyelim yaşananlardan bu tanımın içindedir. Yalnız yine unutmamak gerekir ki hukuki kurallar geriye doğru yürümemektedir, dolayısıyla bu yapılanlardan dolayı herhangi bir cezai işlem veya kovuşturma yapılamaz. Zaten yapılacak olsaydı Romalıların Yahudilere yaptığından tutun, Avrupalıların Kızılderililere yaptığına kadar pek çok olayı soruşturmak gerekir ki bu durum ne mantıklı ne de mümkündür.
Son söz olarak şu söylenebilir ki, Ermenilere yapılanlar 600 yıllık bir devletin yıkılmamak adına almış olduğu önlemlerden biridir. Ama ne yazık ki yeterince iyi yönetilememiş ve bu önlemler yüz binlerce insanın hayatına mal olmuştur.

5 yorum

  1. Osmanlı -rus harbi sırasında silahlanıp bulundukları bölgelerde özellikle türk-müslüman unsurlara karşı katliamlara girişen ermeniler için osmanlı devleti tehcir kanunu çıkarılmıştır..
    konudan uzun uzadıya bahsetmiycem.sadece yazınızda gördüğüm bilgi eksikliklerinden dolayı çıkan kanunun orjinalini yazmak istedim..
    “Göç ettirilenler, kendilerine tahsis edilen bölgelere can ve mal emniyetleri sağlanarak rahat bir şekilde nakledileceklerdir;
    Yeni evlerine yerleşene kadar iaşeleri Göçmen Ödeneği’nden karşılanacaktır;
    Eski malî durumlarına uygun olarak kendilerine emlâk ve arazî verilecektir;
    Muhtaç olanlar için hükümet tarafından konut inşa edilecek; çiftçi ve ziraat erbabına tohumluk, alet ve edevat temin edilecektir;
    Geride bıraktıkları taşınır malları, kendilerine ulaştırılacak; taşınmaz malları tespit edilecek ve kıymetleri belirlendikten sonra, paraları kendilerine ödenecektir;
    Göçmenlerin ihtisasları dışında kalan zeytinlik, dutluk, bağ ve portakallıklarla, dükkân, han, fabrika ve depo gibi gelir getiren yerleri açık arttırma ile satılacak veya kiraya verilecek ve bedelleri sahiplerine ödenmek üzere mal sandıklarınca emanete kaydedilecektir;
    Bütün bu konular özel komisyonlarca yürütülecek ve bu hususta ayrıntılı bir tâlimatnâme hazırlanacaktır.”

    • Mersin Konsolosu Edward Natan, 30 Ağustos 1915’te Büyükelçi Morgenthau’ya gönderdiği raporda, “Tarsus’tan Adana’ya kadar bütün hat güzergâhının Ermenilerle dolu olduğunu; kalabalık yüzünden birtakım sıkıntıların olmasına rağmen Hükümetin bu işi son derece intizamlı bir şekilde idare ettiğini; şiddete ve düzensizliğe yer vermediğini; göçmenlere yeteri kadar bilet sağladığını; muhtaç olanlara yardımda bulunduğunu”

  2. böyle bir kanun hazırlayan devletin SOYKIRIM yapabilmiş olması beklenirmi allahaşkına..
    bide haritanızda Dağlık karabağ bölgesi Ermenistan sınırları içinde gösteriliyor.bunun da düzeltilmesi gerekir..
    saygı ile..

  3. kendinden olmiyani katletmek vaciptir diyen insanlarin var oldugu bir ulkede bunlar olmustur kubilayin kellesini kesen zihniyet dersimde kendi halkina kiyanlar ermenilere neden kiymasin birakalim biz yapmadik yalanlarini diyelimki savas yillariydi onlarda bizde yaptik evlerine hapsedip yaktik ozur dileriz

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Belirtilen yerler zorunludur *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

En Üste Kaydır